Nuh Kasabası Ziyaretçi defteri

« ÖncekiSonraki »Mesaj GönderAna SayfaYönetici Giriş
Toplam : 5726 mesaj
1...371372373374375...382
Coşkun Çağlar T./Nuh/Nizip 20/03/2007 03:48
Ancak ve ancak Nuh'taki hiçbir öğretmen bu tür öğretmenlere benzemez. Ve ülkedeki hiçbir öğretmende anlatamama ve anlamama kabiliyetsizliği yoktur, özellikle bu konularda. Biz alınıyoruz, çünkü bizim işimiz dışarıdan gözüktüğü kadar kolay değil ve çok zor... Bir de böyle bir şey denilince bir öğretmenin bunu es geçmesi mümkün olmuyor.
Bir de şimdi her şey öğretmenden biliniyor. Attila İlhan'ın dediği gibi yük öğretmenlerin omzuna bindirilmek isteniyor ama isktisadi bir kalkınma olmadan, sanayileşme yaşanmadan bu yurt düzlüğe çıkmaz.
Öğretmen tek başına asla yeterli olamaz. Hemen yakın çevresindeki önemli etkenler ailedir, öğrencinin hazır bulunmuşluğudur (önceki birikimleri, istekliliği vb.), okulun fiziki ihtiyaçlarıdır, okul yönetimidir, öğretmenlik eğitimi almış kadrolu öğretmen ihtiyacıdır, öğretmenin ekonomik kaygılarıdır...
Tepki gören yazıda dikkatimi çeken başka şeyler de var. 'Çanakkale Savaşları' yerine iki kez 'Çanakkale Savaşı' denilmiş. Birer kez de Çanakkale Zaferi ve Çanakkale şehitleri geçmiş. Bunlara karşılık dokuz defa ise sadece 'Çanakkale' ifadesi kullanılmış. Uzun olmayan bir yazıda 13 adet 'Çanakkale' kelimesinin geçmesinden ve diğer yazılarındaki kıssalardan, anlayabileceğim kadarıyla, şunu çıkartabilirim: Sadettin Hoca'm daha çok işin maneviyat kısmıyla ilgilidir, hatta kendini biraz fazla kaptırmıştır. O kadar ki 2 Yürek'in ikisinin adını da 'Çanakkale'nin ç'sinden etkilenip İbrahim Coşgun'u Çoşkun ve benim adımı da yine Çoşkun olarak yazmıştır. Yine de yanılıyor olabilirim. Belki de anlayamadım. Yanlış anlamışsam özür dilerim. İbrahim Coşgun demişken, baktım da yazı yazmamış, sadece şiir göndermiş. Sevgili İbo, maalesef 4'e düştük..


cctopsakal77@hotmail.com http://www.nuhluyuzbiz.com/forum/fikir alış-verişi IP:81.215.162.xxx

Coşkun Çağlar T./Nuh/Nizip 20/03/2007 02:23
Merhabalar... Siteyi hareketlendirelim dedik ama hararetlendi. Bazen iyi değil midir bu durum? Bence iyidir. Sadettin Hoca'm da iyi olması için böyle yapmıştır; fakat üslubu, son yazılarında zuhur eden bir hal ile sivrileştiği için tepki görmüştür, doğaldır.
Yazar Nihat Genç sivri dili ile meşhurdur. Onda bu doğal karşılanır, herkes alışmıştır, hatta ondan beklenir bile. Sağa çatar, sola çatar; ona dil uzatır, buna dil uzatır.. Hakkında hep dava açılmıştır. En son İletişim Yayınları ile ilişkisi kesilmiştir, Akşam Gazetesi'nde de daha fazla kalamamıştır.. (Bu arada, edebiyatçımız Selim İleri'nin gazete değiştirmesi hakkında bilgisi olan varsa söyleyebilir mi?)
Ancak Sadettin Hoca'dan böyle bir şey beklenmediği için bizi şaşırttı. 5 Yürek'ten biri olarak beni biraz daha şaşırtan şu oldu: İsmail Arı'ya (dolayısıyla diğer anlı şanlı öğretmenlerimize) verdiği cevap
''Çanakkaleyi anlatıyorsanız bir mesele yok ordada.'' yerine önceki cümleleriyle ve yazısıyla bütünlük oluşturması için
''Çanakkale'yi anlatabiliyorsanız bir mesele yok ortada.'' cümlesiyle bitmemesi. Bu beni şaşırttı. Bütünlüğü bozuyordu. Çünkü ana düşünce şuydu: Başöğretmen olan Atatürk'ün yaptığı Çanakkale Savaşlarını ve onun bu savaşları nasıl yaptığını anlatamayan; Çanakkale ruhunu anlayamayan ve hiç anlayamamış, anlama kabiliyetten yoksun birinin öğretmenlik yapamayacağı idi. Buna göre de son cümle yukarıdaki gibi olmalıydı.
Sadettin Hoca'm, milli eğitim kadro olarak ülkedeki en büyük kurum. 600 bin'den fazla öğretmen mevcut. Ve bu kadar sayının içinde ne öğretmenler var bilemezsiniz. Bu da bu sistem içinde normal bir durum. '5 dakikada bilgisayar ortamında' atama yapmakla övünülür mü? ........
cctopsakal77@hotmail.com http://www.nuhluyuzbiz.com/forum/fikir alış-verişi IP:81.215.162.xxx

Mustafa Özgür Eşme/Afyon 20/03/2007 01:37
Merhabalar. Sadettin Kenkaya'nın yazıma cevap niteliğindeki yazısını okudum şimdi. Hocamı riyakarlıkla suçlamıyorum yazımda. Diyorum ki önceki yazılarıyla şimdikiler arasında farklılıklar var acaba hangisi onun kişiliğini yansıtıyor. Eğer son yazdıklarıysa biz o Sadettin Hoca'yı değil, daha önceleri birlik-beraberlik yanlısı yazılarıyla tanıdığımız Sadettin Hoca'yı istiyoruz. Kimse kimsenin mesleğini-uğraşını sorgulayacak hakkı kendinde bulmamalı. Eğer böyle yaparsa o zaman birlik-beraberlik lafları boşa gider onu belirtmek istedim. Sitenin belli birtakım amaçlarını görmezden gelen bir zihniyetle bazı çevrelere eleştiri yapayım derken karalamaya çalışmak site köşe yazarına yakışmıyor.
saygılarımla...
mustafaesme@hotmail.com IP:85.96.180.xxx

Hamdi Arık/ 19/03/2007 23:52
13 Kasım 2006 tarihinden beri yoğun tempoya ayak uydurup karınca kararınca yurdumun bahtsız bir kırsalında sorunları yıllarca çözülmeyip, biriktirilen bir okuluna görevlendirildim.Görev teklifine hangi şartlarda evet dediğime arkadaşlarım Yaşar Karaköse, İbrahim Özkara ve Şahin Kızılırmak tanıktır. O görevi kabul ederken yaklaşımım şuydu. Ellerinde yoktan başka bir şeyleri olmayan, sadece yüreğiyle bu ülkeyi uçurumun eşiğinden kurtarmak için canlarını hiçe sayan başta Mustafa Kemal Atatürk, Silah arkadaşları olmak üzere, atalarımın hiç bir şeyden şikayet etmeden neler yaptıklarını bilerek kabul ettim. Ve yıllardır çözülemeyen sorunlarını çözmek için 6 ay süre verdim kendime ve dostlarıma. Şu an yaklaşık 130 gündür görevdeyim. Bu sürede neler yaptığımı yazmayacağım. Merak edenler www.cilemeilkogretim.k12.tr adresinden görebilirler.Bu yoğunluk içinde dişimizle tırnağımızla hep beraber günlerce uğraşarak belirli bir aşamaya getirdiğimiz “Nuhluların Buluşma Yeri” sitemize okuyucu bazında katılıyordum. İçimizden bazı insanların düşünmeden yazdığını okudukça yazmak için zaman ayırmaya bile gerek duymaz oldum. Bazı yazan arkadaşlar nereye vardığını düşünmeden laf olsun torba dolsun yaklaşımında oldukları izlenimi verircesine --içimizdeki paylaşımı artırmaya, dayanışmayı geliştirme yönelik değil—yazma eylemi yapıyorlardı. Taki 18 Mart’a gelinceye kadar.
Mustafa Eşme,Ramazan Kıvrak ve İsmail Arı arkadaşımın yazısını okuyunca bu insanlar neden tepki göstermişler diye merak ettim. Sadettin Kenkaya arkadaşımızın yazısını okumaya yöneldim. Sevgili çok bildiğini zanneden hocamız, benimde içinde bulunduğum meslek grubunu yargılamaya vardıran yazısını okuyunca anladım ki, kardeşlerimiz AZ bile tepki göstermişler.
Evet kusura baktım Sadettin Hoca, Hem de senin anlayamayacağın derecede.
Sana bir şey söyleyeyim mi sevgili arkadaşım: Vatanseverliğin ölçüsü vatana yaptığın hizmetle ölçülür, lafla değil.
Orhan Veli ne demiştir yıllar önce bir dörtlüğünde ; “evet neler yapmadık şu vatan için kimimiz öldük, kimimiz nutuk attık.” Lütfen sayıyla kendine gel.
Evet sevgili Nuhlu arkadaşlarımız, dostlarımız, kardeşlerimiz. Böyle yazı olmaz, böyle hakaret edemez kimse kimseye, hele buradan asla. Nuhkasabası.com dan yani. Hele bunca vatansever öğretmenlere asla. Sen kim oluyorsun da yargılıyorsun? Sayın Sadettin KENKAYA!... Sen Müfettiş misin, Savcı mısın, yoksa yargıç mı?
Yurdumun yüreği asla olamazsın!
Sen neden beş kere düşünüp bir kere söylemeyi denemiyorsun!...
Bu anlamda sana atalarımızın bir sözünü hatırlatmak istiyorum. ”Söz gümüşse, sükut altındır.” Saygılarımla….

hamdi35@hotmail.com IP:85.103.7.xxx

Hülya/aFYON*nUH 19/03/2007 21:45
Sadettin hocamın sözleri ağırca gelmiş olabilir ama bu sözleri ne öğretmenleri kırmak, ne de incitmek için söylemediğini hepiniz biliyorsunuz.Bunu bildiğiniz halde bu kadar büyük tepkiler verilmesini yanlış buluyorum.O da nihayetinde siteye yazılsın,daha çok yazalım,daha çok okuyalım istiyor.Bu talihsiz sözlerinin arkasında hiçbir artniyet olmadığını gayet tabi biliyoruz.
Bana kalırsa dileyen yazar,dilemeyen yazmaz.Herkesin her konuda söyleyecek,yazacak birşeyleri olsaydı, hiçkimse kimseyi can kulağıyla dinlemeyi bilmezdi değil mi*
Selamlar
http://hulya_balikkaya@hotmail.com IP:81.213.243.xxx

Yaşar KARAKÖSE/GAZİEMİR 19/03/2007 21:18
Sadettin kardeşimizin ağır kaçan ithamlarına biz öğretmenlerden tepki gelmesi gayet doğaldır.
Sadettin kardeşimiz, düşüncesi ile yazdıklarının birbiriyle örtüşmediğini mutlaka görmüştür.
Hocamı tanıyanlar bilirki o ifadeyi yazı göndermeyi teşvik etmek için kullanmıştır. (Hocamın avukatı değilim fakat onu iyi tanıdığım için böyle bir açıklama yapma ihtiyacı duydum.)
Yazılanların yanlış anlamalara meydan vermemesi için dikkatli olmamız gerektiği bir kez daha ortaya çıkmıştır düşüncesindeyim.
Karşılıklı saygı ve sevgi her şeyin ilacı olsa gerek. Biraz daha sevgi, biraz daha saygı dileği ile...
yasar-karakose@hotmail.com http://www.nuhkasabasi.com IP:85.108.40.xxx

Ramazan KIVRAKr/Afyonkarahisar 19/03/2007 20:22
SADETTİN KENKAYA'YA YANIT:
Sadettin KENKAYA'nın (5 YÜREK) adlı yazısı beni de çok üzdü. Bu kardeşimiz siteye çok yazı yazıyor. Herkesin de yazmasını istiyor.
Bu kardeşimiz, bu yazısında öğretmenlere serzenişte bulunuyor. Hatta işi hakaret derecesine vardırıyor.
Sadettin kardeşimiz, öğretmenlere alaycı bir ifadeyle: " Anlı şanlı öğretmenlerimiz, sizler Çanakkale’yi biliyor musunuz? Sizler öğrencilerinize Çanakkale’yi anlatmıyor musunuz? Hani öğretmenliği tam hakkıyla yapıyordunuz? Sizler Çanakkale’yi anlatamıyorsanız öğretmen olamazsınız?” diyor.
Bu ifadeler çok ağır ifadeler. Bu ifadeler bir öğretmen olarak beni üzdü ve yaraladı.
Sadettin sen bu siteye ve başka sitelere istediğin kadar yazı yazabilirsin. Herkesin yazması için çağrı da yapabilirsin. Ama kimseye hakaret edemezsin.
Hem insanların yüreklerini, yazı yazan / yazmayan biçimde ayıramazsın ve sayamazsın.
Ayrıca ben bir öğretmen olarak 18 Mayıs 2007 günü Çanakkale Zaferlerinin 92. yıldönümü dolayısıyle 3 tane yazı yazdım. Demek okumamışsın.
Biz öğretmenler “Ulusal Günleri” sadece İnternet sitelerinde değil, stadyumlarda, tören alanlarında, meydanlarda, okullarda, anma toplantılarında, duvar gazetelerinde, panolarda, ve derslerimizde de işleriz ve kutlarız.
Tüm arkadaşlarıma, dostlarıma selam ve sevgilerimi iletiyorum.

ramazankivrakafyonlu@hotmail.com http://www.nuhkasabasi.com IP:88.226.98.xxx

Sadettin Kenkaya/Nuh-Aydın 19/03/2007 18:29
İsmail Arı kardeşim ben kimseye darılmıyorum vede kızmıyorum. Darılsam veya kızsam burada bulunmazdım. Ama sadece sitem yapıyorum musadenle o kadarcık ta yapalım. Kimseyede hakarette bulunmadım. Ama yinede sözümün arkasındayım. Baş öğretmen Atatürk'ün yaptığı Çanakkale savaşını anlatamayan ve Çanakkale ruhunu anlayamayan biri öğretmen olamaz. Benim anlatamayanlara sözüm anlatanlara bir şey demiyorum. Siz neden alınıyorsunuz ki bu cümleme. Çanakkaleyi anlatıyorsanız bir mesele yok ordada.
sadettin.kenkaya@hotmail.com IP:88.242.157.xxx

İsmail ARI/AFYON 19/03/2007 16:09
YANIT
Sadettin Kenkaya’nın (5 YÜREK) yazısını okudum. Bu yazı bir eğitimci olarak beni üzdü.Sadettin kardeşim sen istediğin kadar yazabilirsin.Yazmayanlara kızabilir,darılabilirsin.
Onlara yazmaları için çağrıda bulunabilirsin.Ama hakaret edemezsin. Ne demek:
“ Hani öğretmenliği tam hakkıyla yapıyordunuz.” “Sizler Çanakkale’yi anlatamıyorsanız öğretmen olamazsınız.” Bu iki cümlenden dolayı seni kınıyorum.Umarım bundan sonraki yazılarında daha dikkatli olursun..Tüm site dostlarına sağlıklı ve güzel günler dilerim..

ismailari607@hotmail.com IP:88.254.80.xxx

Hasan Eşme/Afyonkarahisar 19/03/2007 13:25
ACELE
Gündem sıkıştı.16 Mart’ın önemini biz eski öğretmen okulu çıkışlılar için önemini üç bölümlük bir yazıyla köşede açıklamaya çalıştım. Arkasından şanlı tarihimizin 18 Mart günü vardı. Sadettinin ve Mustafa Özgürün yazılarını gördüm. Onlar gerekeni söylemişler. Polemiğe gerek yok. Bir şey var yalnız. Yazının son bölümünün ardından gelen yazı Çanakkale üstüneydi. Gece Yaşar Hocam ilgilenemedi veya gözünden kaçtı. Bu hafta şehitler haftası aynı zamanda. Sadettin acele etmemiş mi? O yazıyı yazarken diye kendi kendime sorguladım.
Bir site dostundan e-mail aldım. Yarınki köşe yazısında ondan yazacağım. Okurken sevinci ve üzüntüyü bir arada yaşattı. Ona dediğimi tüm dostlar huzurunda yineliyorum. Eline ve beynine sağlık.

hasanesme@hotmail.com IP:85.96.180.xxx

ismail KEKİÇ/AFYON/NUH 19/03/2007 12:57

BİR YOLCUYA
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdi
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed’in düşmanı boğuldu sele,
Mübarek kanını kattığı yerdir.
Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
Bir harbin sonunda, bütün milletin,
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
hababam.2@hotmail.com IP:85.104.123.xxx

Sadettin Kenkaya/Nuh-Aydın 19/03/2007 10:00
HOŞGÖRÜLÜ GÖRÜNMEK
Akrabam Mustafa Özgür Eşme dün yazdığım 5 yürek yazısı için alınmış. Olabilir bende zaten alınmaları için yazdım. Kardeşim diyor ki biz öğretmenler öğrencilerimize tarihini ve her şeyi öğretiyoruz. Bundan şüphem yokta madem ki öğretiyorsunuz 2 satırda buraya yazmanız çokmu zor. Burasıda öğrenme yeri değilmi?
Hergün en az 250 kişi buraya giriyor ve okuyor onların da öğrenmeye hakkı yokmu? Öğretmenlik sadece okuldamı yapılıyor? Bilğinizi saklamakla veya paylaşmamakla neyi halledebiliriz? Bilgiler paylaştıkça büyür ve herkes sebeplenir.
Benim hoşgörü yazılarımda riyakar olduğuma gelince ben doğru bildiğim fikirlerimi, düşüncelerimi burada herkese sunuyorum. Benim ne menfaatim varki yalan söyleyeyim veya yalan yazayım. Benim yaşantım bu ve elimden geldiği kadar bilgilerimi paylaşmak için acizane çalışıyorum. Buyurun sizlerde bilginizi paylaşın diyorum. Dünkü yazımda siz bilgili kişilerin yazmamasına üzülmemdi.
Laf olsun torba dolsun diye bu kadar emek çekilir mi? Ne menfaatim var burada laf olsun diye yazmaktan. Ben doğduğum yere olan vefa borcumu ödemeye çalışıyorum. Yoksa benim Nuh da bir avuç topragım bile yok. Ama vefa borcum var sizin de varsa insanları bilgilendirmeniz şart. Bilgileri paylaşmayacaksınız sonrada Sadettin Kenkaya riyakalık yapıyor diyeceksiniz bunu diyemezsiniz hakkınızda yok. İyi veya kötü bilgilerini paylaşan birine başka şeyler diyebilirsiniz ama riyakar asla.

sadettin.kenkaya@hotmail.com IP:88.241.219.xxx

Mustafa Özgür EŞME/Afyon 19/03/2007 01:19
Sadettin Kenkaya'nın 18.03.2007 tarihinde gönderdiği "5 Yürek" adlı yazısını okudum. "kırıcı olduysam kusura bakmayın" diye bitirmiş. Evet kırıcı oldun hocam, çok kırıcı oldun. Emin olun ki, öğretmenlerimiz öğrencilerine Çanakkale Zaferi'ni de, Kurtuluş Savaşı'nı da, Atatürk'ü de, Türk büyüklerini de, bu ülkede öğünülecek tüm güzellikleri de en güzel şekilde anlatıyorlar bundan hiç kuşkunuz olmasın. Siteye yazmadıkları için, öğretmenlik gibi saygı duyulacak bir mesleğe birtakım suçlamalarda bulunmak bile çok büyük saygısızlıktır. Kaldı ki son birkaç yazısı hariç hoşgörüyü, birlik-beraberliği savunan Sadettin Kenkaya gibi birisinden bunları duymak şaşırtıyor-sinirlendiriyor insanı. Düşünüyorum da acaba Sadettin Kenkaya'nın birlik-beraberlik çağrıları, hoşgörü-iyiniyet çağrıları laf olsun diye söylenmiş şeyler miydi? Umarım öyle değildir.
Kırıcı oldun hocam hem de çok. Hem de çok.
Saygılarımla...
IP:85.96.180.xxx

Hasan Eşme/Afyonkarahisar 18/03/2007 21:35
Tahkir
Türkçeye sığınır söylersen söyleyeceğini, anlama zorluğu çeken bile ne demek istediğini hemen algılar... Hürriyet Yaşar, Çağdaş Türk Dili dergisindeki yazısında, TCK 301. maddede düzenlenen "Türklüğü aşağılama" suçundaki "aşağılama" sözcüğünün "hakaret, tahkir, tezyif" ile değiştirilmesi önerilerine değinirken " Kılıfsız, örtüsüz düşünecek özgüvenimiz mi yok" diye sormuş. Yine Türkçenin gücüne dayanarak getirmiş gerisini: "Niçin, 'Türklüğü aşağılama özgürlüğü olsun mu, olmasın mı' diye tartışamıyoruz? O zaman soru daha durulmaz mı, belirginleşmez mi?" Belirginleşir kuşkusuz. Belirginleştiği içindir ki Türkçeyi tahkir etme peşindeler... –Işık Kansu-

hasanesme@hotmail.com IP:85.96.180.xxx

Ramazan KIVRAKr/Afyonkarahisar 18/03/2007 21:27
ÇANAKKALE SAVAŞLARI:
Amcası Gelibolu hezimetinden bir yarayla kurtulan
Gelibolu'daki törene yıllar sonra katılan, çavuş Arthur Gordon'un yeğeni: "Şanssızlardı, çünkü karşılarında Mustafa Kemal gibi bir komutan vardı." diyordu.
Mehmet Akif’in: “Kimi Hindu, kimi yamyam, kim bilmem ne bela” diye nitelendirdiği, emperyalistlerin dünyanın değişik yerlerinden getirdikleri savaşan askerleri için, Mustafa Kemal’in bir bakanı aracılığı ile tüm dünyaya verdiği mesaj çok ilginçti. Mustafa Kemal, Anzaklar için şöyle diyordu:
"Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar, burada bir dost vatanın topraklarındasınız. Mehmetçikle yan yana, koyun koyunasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Uzak diyarlardan savaşa evlatlarını hasretle gönderen, gözü yaşlı analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim de evlatlarımız olmuşlardır."
Dikkat ediniz; böyle yüce bir yaklaşım; ancak, tarihe öğretmenlik yapmış bir ulusun bağrından çıkabilirdi. Bu sözleri, insanlığın evrimleşmesine hizmet etmiş, çağ açmış, çağ kapamış soylu bir ulusun lideri söyleyebilirdi.
Düşmanını yendikten sonra, daha şehidinin kanı bile kurumadan Romen Diogen’e dostluk elini uzatan Alparslan’dan, Çanakkale’ye asırlar sonra uzanan bu ses, Türk’ün dünden bugüne bozulmadan getirdiği özelliklerden sadece biridir.
Kısaca, savaşırken kartal, barışta güvercin olmak.

ramazankivrakafyonlu@hotmail.com http://www.nuhkasabasi.com IP:88.254.227.xxx


« ÖncekiSonraki »Mesaj GönderAna SayfaYönetici Giriş
Toplam : 5726 mesaj
1...371372373374375...382
aSgbookPHP v1.62