ı-i-k-l-m-n

SÖZCÜK ANLAMI
ıhı İşte,burada.  Arayıp duruyodun ıhıcık.
ırahat Kağnı okunun ucuna öküzleri dinlendirmek veya yere düşmesini önlemek için konulan meşeden yapılmış düzgün sırık.           Gağnının ırahatını nere goduysan alda ge.
ıravak 1.Bal,baklava,kadayıf,revani sıvısı. 2.Damak tadı yerinde. Baklağının ıravanı yeyve. Bu ıravaklı olmuş.
ırılmak Çok çalışıp güçten kuvvetten düşmek.  Daşcıla iyice ırılmışla.
ıstar           =yunanca Halı,kilim,haba dokunan tezgah.  Birezden ısdara oturuyoz.
iğde İğde veya söğüt ağacının kertik açma yoluyla yapılan çocullarla buzağılaratakılan süs.     İğde yakışmış.
ikiyüzlü 1.Ağaç yontmaya yarayan baltaya benzer alet.2.Özü sözü bir olmayan.   İkiyüzlüm bilen(e)cek.Sen ikiyüzlü davranıyorsun.
ilenme   Beddua,ah,inkizar.  Aman teyze oğluna ilenme.
ilik 1.Düğme. 2.Kemiklerin iç boşluklarını dolduran yağlı madde.  İliğim goptu. Şu kemiğin iliğini soruve. 
iliyen Geniş ve derin leğen.
ille(illa=arapça) Mutlaka,hele,özellikle.  İlede dediği gibi olcak.
imansız peynir Yağı makineyle alınmış,çabuk sertleşen peynir. Bazardan aldığım peynir imansızmış.
imbal Hayvanın yürüyüşünü hızlandırmak için üvendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi,(yunanca=noduİmballa.
inkizar(inkisar) İlenme,ah,beddua. Şu kadın oğluna inkizar etti.
inme Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetme gücünün kalkması,felç,nuzul. İnmeler inesice seni.
iremet (rahmet)  Yağmur.  Bu sene iremet çok yağdı.
irkmek Biriktirmek,çoğaltmak.  Paraları irkde bişe alalım.
istirpe Kibrit  İstirpeynen yakıve.
it dirseği Arpacık.  Gözümde it dirseği çıktı.
kakil Yeni gelinlerin saçlarının önden kesilmiş modeli.  Kakilini sallayvemişde şuna bak.
kaklık Kaya ve ağaç oyuklarında su birikntisi.   Kaklıklarda su galmamış.
kakmak Boynuzlarıyla vurmak.               İnek kakdıda ayağı sarılı.
kamçı Bir ucuna ip,deri vbbağlı vurma,dövme aracı.  Beygirleri kamçıla bakalım.
kasalmak Yücelmek,övünmek. Emmede kasalıyon.
kekri Ekşice,topraksı.  Su kekri kokuyo.
kele 1.Kertenkele(gri),      ağılı kele:Yeşil kertenkele. 2.Küçük erkek dana.  Dağlada kele va,ellede nele va. Kelele ineği golayo.
kelete Birya da iki kulplu büyük saman sepeti. Bi kelete samanı yedi len.
kelik 1.Peynir kalıbı. 2.Eski ayakkabı. Yarım kelik peynir ve.Şu kelikleri sürüyüp durma.
kemre Koyun ağılından kazılmış yassı ve sert tezek,vücutta kir tabakası,baştaki kepek. Yarın kemre kazacağız.
kenef                   =arapça Tuvalet,pis-berbat.  Şurdaki kokuya bak,kenefe dönmüş.
kepez Ak toprak.        Üç motur kepez getidik.
kerpiç Duvar örmek için kalıplara dökülmüş güneşte kurutulan samanla karıştırılmış balçık. Kerpiç kesiyoz.
kes Genellikle yakmak için lullanılan iri saman. Fırına kes götürcen.
kesik  Sütten yoğurt veya peynir çalınırken tutmaması sonucu oluşan madde,çökelek. Kesik bütmesi yedik.
kımçı Kesilmiş,kopmuş küçük söğüt dalı. Kımçıları toplada tarlayı batımasın.
kile         =arapça Dört şiniklik tahıl ölçüsü.  Üç kile arpa sattım.
kirkit Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak içinkullanılan demirden veya ağaçtan yapılı dişli araç. Kirkidi ve.
kirli çıkı Parası olan,para çıkan.  Ne kirli çıkıdır o.
kirman Birbirine geçmeli iki parça ve ortasında uzunca iğ bulunan yün eğirme aleti. Güzel kirman çeviriyon.
koçsamak Koyunun çiftleşme isteği.  Goyunnarın çoğu goçsadı. 
kompül Patates,kumpir.  Guzineye kompül attım.
kömbe Ekmek hamurunun kül içine gömülerek pişirilmesiyle oluşan ekmek çeşidi. Anam kömbe  bişiriyo.
kösmek (koyunlarda)Bir araya gelip başlarını sokarak yürümemek. Iscakdan goyunna kösdü.
kösülmek Çok yorulmak.      Şurayı belleyesiye kösüldüm.
köşk Yapılarda yola doğru çıkma yapma.  Bu yanna köşk çıkarcaz.
köz(kor) İyice yanarak     ateş durumuna gelmiş kömür veya odun parçası. Ocakta köz,dükendi söz.
kutur Bir ağacın enlemesine genişliği.    !50 kuturundaağç bulduk.
küllenme Bir acının,sıkıntının unutulur gibi olması. Gurbet acısı küllendi artık.
külüstür Eski,zor kullanılabilen. Bizim külüsdür hepimizi daşımaz.
künk          =farsça Pişmiş toprak veya betondan yapılmış su borusu.   Künkleri döşeyelim.
küp      =arapça Sıvı veya katı yiyecekleri saklamaya yarayan,geniş karınlı dibi dar büyük toprak kap. Bi küp turşu kurduk.
küşküre(rende=farsça) Tahta yüzeyleri pürüzsüz duruma getirmek,biçim vermek için marangozların kullandığı araç.    Küşküre köreldi.
lağım atma Taşı derince deldikten sonra dinamit,kapsül ve fitille ateşleyip patlatma.O   taşa lağım atalım.
lökleme Kireç,zeytinyağı,pamuk ve yumurta akının karıştırılması yoluyla,kırık çanak ve çömlekleri,künkleri birleştirmekte kullanılan macun. Destiyi lökledim.
maccalı İltihaplı,irinli. Maccalı yeri basdırınca ortalık batdı.
mal                =arapça Hayvan. Eve gidemeyince mallasususz galdı.
malim(muallim=arapça) Öğretrmen.  Pençiresi cam cama,malim.
manca       =italyanca  Yiyecek,düğün yemeklerinin tümü.  Yarım satte mancaları döşeyvemişle.
mayıs Taze koyun keçi gübresi.   Bahara çıkınca hayvanlar mayısladı.
mayışma Çok yemekten,sıcaktan veya zevkten gevşemek. Sende eyicene mayışdın galdın burda.
meci(imece) Ortaklaşa yapılan iş.  Düyünde odun mecisine gittik.
meh Al. Meh şunu dıkıve.
mertek      =ermenice Toprak damlı evlerde döşeme üstüne konulan ince veya ortasından yarılmış ağaç. Merteklerin üstüne kamış lazım.
metleme Hoplama,zıplama.  Bızağı gibi metleyon.
mığh(mıh=farsça) Çivi.  Eyri mığhları keserinen düzelt.
mozga 1.Domuz yavrusu. 2. (mecazi)Kötü kişi.   Bırak o mozgayı sende.
muğallak Ortada kalma.  Bizim dünürcülüğün sonu muğallak daha.
mundar(murdar=farsça) 1.Kirli,pis. 2.Cinsel birleşmeden sonra yıkanmamış. 3.Dini kurallara uygun kesilmemiş.   O su mundar.Mundar mı dolaşıyon? Tavığın eti mundar oldu.
müsdamel Kullanılmış,yeni olmayan.  Şu çekedi müsdamel aldım.
naşife Demir veya emayeden yapılmış su bardağı.  Bi naşife su uzat.
nisbet Çalım satma.   Şunun nisbetine bak gari.
noda Büyük ot veya kımçı yığını.

Geri Dön