g-h

SÖZCÜK ANLAMI
gabalak(kabalak)=botanik İri soğanın toprağa dikilmesiyle çabuk yetişen yeşil soğan. Tarlaya dikilen gabalaklardan dün pilavın yanında yedik.
gademe Basamak ,kaldırım.  Gademeye çıkta araba çinnemesin.
gağıl  Hayvan pisliğinin kurumasından oluşan kemrenin küçüğü parça.  Gağılları süpürde fırına götür.
gağşak Gevşek,araları boşalmış. Duvarda iyice gağşamış.
gakga Çocuk dilinde yumurta. Gakga yeycen.
galak 1.Hayvan boynuzu. 2.Aşağılama sözü. İnen galağı gırılmış  Hadi len galak sende.
galbır(kalbur=arapça) Tahıl ve başka iri taneli tohumları elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek.Mercimek eledim.
galesiz Umursamaz,vurdum duymaz,gamsız.      Öyne galesizce bakıyodu.
galgımak Zıplamak,hoplamak. Ne duruyon köşede,galgıda ge gucağa.
gama(kama) 1.Ucu sivri iki yanıda keskin uzun bıçak. 2.Kütüğü yarmak için kullanılan ucu sivri yassı enli çivi,kıskı.   Gama daşıma.Bi gama da goşasan yarılır.
gancık(kancık) 1.Dişi hayvan 2.Dönek,güvenilmez İnek gancık bızıladı. O gine gancık davranıyo.
gangal(kangal=yunanca) 1.Deve dikeni. 2.Sarılı yumak. 3.Sucuk halkası. Gangal dikeni habar vedi.Bi gangal sucuk alıve.
ganırmak Eğip bükmek,zorlamak.  Mığhı ganıra ganıra çıkardım.
gar gaşşağısı(kar helvası) Pekmez karıştırılmış kar. Temiz kar alda gar gaşşağısı yapalım.
garaca(karaca) Siyah renkli soğan veya sarımsak tohumu.     Garacalara su dökdün mü?
garagasben Göz göre göre,apaçık.  Garagasben hırsız dutdu bizi.
garagavık(karakavuk) Birleşikgillerden yaprakları salata gibi yenebilen birkaç yıllık otsu bir bitki,güneğik,hindiba  .  Garagavık gazdım.
garakabarcık(karakabarcık) Şarbon,ayak derisi altında siyah renkli irinli yara. Garagabarcık heç yörütmeyo.
garık Arklar arasında kalmış kıyıları yığılı bahçe bölümü. Üç karık pırasa diktik.
gari(gayri=arapça) 1.Başka,diğer. 2.Artık,bundan böyle.  Gari getime,yoruldum.Gari yüzüne bakmacan.
gavara(kavara) Ağız dalaşı, boşuna gürültü. Dünden beri gavaraları bitmedi.
gavat(kavat=arapça) Pezevenk,bu anlamda kullanılan sövgü sözü. Gavata bak dengeyi de bozdu.
gavıt(kavut) Dövülmüş tahıl ununa şeker veya kuru yemiş katılarak yapılan yiyecek. Halam gavıt edivedi.
gavurga(kavurga) Buğday,mısır vb tahılların kuru yemiş gibi yenilmek için ateşte kavrulmuşu. Ninem gavurga edivedi.
gavuşturmak Sevgililerin veya ayrı yaşayan çiftlerin bir araya gelmesine yardım etmek. Onnarı gavışdırmak için neler çektik…
gayık Tırpan ile sapı sıkıştıran dışı yuvarlak,içi düz ağaç. Bunun gayığı gevşemiş ,tırpanı gırasın.
gede Kısa,boysuz.  Bu çocuk gede kalacak gibi.
gedil Yün dokuması büyük çuval.  Gedilleri dayayvemişle,ıpırat duruyola.
geme Kemirgenlerden ,ağaçlara zararveren hayvan.  Gavakları geme kemirmiş.
gene Hayvanların derisini delerek kanıyla yaşamını sürdüren asalak. İnek genelerden seselemedi.
gerdime(su teresi) Turpgillerden su kenarlarında yetişen tereye benzeyen çok yıllık otsu bitki.  Gerdimeden salata olur.
geri Kağnı ve at arabası üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna(kanat_dayama) tutturulan ve içine saman doldurulan büyük kıl çuval.  Beş geri katıklı saman guyduk.
gevele Saban ve araba oklarında uzatma kısaltma bölümleri.  Geveleyi bir delik öne alıve.
geycek Çamaşır. Abam geycek yuyo.
gezek Belirli sayıda kişini veya ailenin katılımıyla sırayla ev gezip yeme-içme. Kışı gezeğinen geçirdik.
gezenti Çok gezen,dolaşan. Seni gezenti,sabattan beri nerdesin?
gıdi,gıdik (köpek için)Gel,haydi.  Ha gıdi gıdi,Gıdik ge,gıdik ge.
gıli gıli Ufak ufak,minik.  Kompüller gıli gıli çıkıyor.
gın(kın) Bıçak,kama,kılıç gibi kesicilerin kabı. Şunun gınını düzeldive.
gıncık Oyun bozan,hileci.  Gıncıdı gırağı.
gıncık Oyun bozan,mızmız.  Sen hep gıncık güreşiyon.
gıncık Oyunbozan,oyunu yarıda bırakan.  Gine mi gıncık davranıyon?
gıncıma Oyunu bozma,mızıkçılık etme.  Oyunda gıncıyanın başı kel olsun.
gınnap(kınnap=arapça) Kaba şeyler dikmeye-bağlamaya yarayan kendirden yapılan ince sicim. Bi garış gınnap ilazım.
gır(kır) 1.Beyazla az miktarda siyah kaışımından oluşan renk. 2.Çoğu boş ve geniş yer. Saçlar gıraldı.Gıra gittik.
gırağılı(kırağılı) Yeni,hiç kullanılmamış.  Gırağılıca bir ceketim olsun bari.
gırık Bir kadının dostu. Gırık golamaktan usandı.
gırklık(kırklık) Koyun ,keçi kırkma makası. Gırklığı getirde bizim goyunları gırkalım.
gırpık Halı ipi artıkları. Gırpıklanan yastık doldurcan.
gırtık 1.Sigara izmariti. 2.Bütünlerden sonra kalan parça. Gırtık içiyo.Gırtıkları toplada çöpe at.
gıvrak(kıvrak) Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi. Gıvranı çıkarıvede git.
gıymık(kıymık) 1.Çok küçük odun parçaları2.Tutuşturmalık odun. ŞU gıymıkları toplada sacın altını yakıver.
gızana gelmek Kedi-köpeğin çiftleşme isteği gösterdikleri durum veya zaman. Kediler doksan içinde gızana gelir.
gidişme Kaşınma. O çocuğun kafasını göreli her yannım gidişiyo.
goğlaşmak Dedikodu yapmak. Kimleri golaşdınız gine?
goğmak 1.İz sürmek. 2.Bulunduğu yerden çıkarmak,istememek. Köpek iz goğuyo. Bubası evden goğdu.
golan Bele şalı sarmak için renkli yün iplerden örülen yassı dolama ip. Çocuğu golana sarmışla.
gopca Geçmeli demir düğme. Ponturuna gopca dikdir.
gosdak(kostak) Gösterişli,havalı. Bek gostak yörüyvedin gı.
goşat(koşat)      Elle veya orakla yolunan arpaların kökleri bir yanda başakları bir yanda olacak şekilde deste yapılmış hali.Tarlada dört goşat arpa var.
goşum(koşum) 1.Araba hayvanının kayış takımı2.Hayvanın koşulması. Goşum çuvalını getir.Bu tayı iki goşumdur getiriyon.
goyve Bırak,tutma. Goyve gitcen gari.
göcen Tavşan yavrusu. Destenin altından iki tane göcen çıktı.
gök Olmamış,ham Fişneler daha gök.
gölemez Koyun sütünden yapılan damak tadı çoğaltılmış yiyecek.Yaylada gölemez yedik.
göt gadar yer Dar,küçük yer.  Göt gadar yere nasıl sığacağız.
göynek (eskiden)Yakasız diz uzunluğuna kadar gelen önü mide hizasına kadar açık iç giyeceği.  Göyneğim eskidi.
göze Yapılarda kirişle döşeme arasındaki boşluk. Deyneği gözeye sokdum.
gözer Buğday,toprak vb. elendiği iri gözlü kalbur. Çeci gözerden geçirdik.
gözerinen hoşaf taşıma Verimsiz ,sonuçsuz bir işle uğraşma.   (küçüklere)Düğününde gözerinen hoşaf daşıycan.
gravat Kağnı parçalarından. Sap getirirken gravat gopunca deleceyi yıktık.
gudu Buzağı,malak,kuzu,oğlak gibi yavru hayvanlara takılan renkli yün ipliklerden örülen süs eşyası. Bızağıya guduları dakmışda salıvemiş,şuna bak hele.
gudubet Yakışıksız,kötü.  Dünyanın gudübeti,şuna bak.
gullap(kullap=arapça) Yuvarlak halkaları birbirine geçik biri kapıya diğeri ksaya çakılan büyük menteşe. Gullabı unutmadan getir.
gulunç(kulunç=arapça) Şiddetli omuz ve sırt ağrısı. Gel şu guluçlamı gırıve.
gunduz Su borusu ve künkleri tıkayan ağaç kökü. Çeşmenin suyunu gunduz dıkamış.
gurk olmak (tavuk)Kuluçkaya yatacak duruma gelmek.  Şu tavık gurklamaya başladı.
gurka yatmak Gurk olan tavuğun yumurtalar üzerine oturması. Bi tavık ile bi culluk gurka yaddı.
gurna Çeşme,musluk. Gurnayı açık goma.
gursak(kursak) Mide,boğaz. Gursağıma bir lokma haram deymedi.
guşane(kuşane) Küçük kapaklı yayvan tencere. Guşanenin gapağını bulamadım.
guymak 1.Birini işe yerleştirmek,işe almak. 2.Doldurmak. Ali'yi fabrikaya guyduk.Bi tas su guyve.
guzine(kuzine=italyanca) Hem ısıtmaya hemde üzerinde veya içinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası. Guzinemiz acar.
guzugulağı(kuzukulağı) Karabuğdaygillerden nemli yerlerde yetişen yaprakları salata olarak kullanılan çiçekleri iki evcikli ve kırmızımtırak bitki.   Guzugulağını yumutayla gavırmak çok hoş olur.
guzulama(kuzulama) Koyun ve keçilerin doğurması. Hasta goyun guzuladı mı?
gübür Koyun ve keçi dışkısının biriktirilmişi. Bahçeye gübür götürcen.
güdük 1.Önü açık bele kadar üst giysisi. 2Kağnı parçalarından. Şuna bak,bide güdük giymiş gı.Güdük gırıldı.
güdülek Boynu ve sapı kırılmış toprak testi.  Şu güdüleği alda gel.
güğüm            =yunanca Yandan kulplu,boynu uzun ,genellikle bakırdansu kabı.  Güğümleri galaylı.
güman Önceden görülen,kapılan,belirlenen,sahiplenilen yer. Ora benim gümanımıdı.
güme Avlanmak için taş ve çalılardan yapılmış eğreti çevrik. Güme üstüne yıkılcak.
günüleme Kıskanma,çekememe. Güçcük gardeşini günülöyo.
gütmek Amacı doğrultusunda yönetmek,sevk ve idare etmek,kollamak.  Seni güdüyo.Ben sizleri güdedurun,heç bilmezsiniz.
haba El dokuması yün veya çaputtan yapılmış yer yaygısı.   Habaların hepisine dene serdik.
halberi Uzun süre,bir süre. Gitdimi halberi gelivemeyon.
halka Sivri demirli köpek tasması.
hamamlık Bazı evlerde banyo yapmak için ayrılmış yer. Hamamlığa beton atıcaz.
hamıraşı Yumurta  ve tuz katılarak ılık suyla yoğrulan hamurun oklavayla yufka biçiminde açıldıktan sonra kesilip kurutulmasıyla oluşan yiyecek.  Yoğurtlu hamıraşı yer misin?
hamlamak Uzun zaman araverdikten sonra çalışma sonucu vücuttaki aşırı yogunluk durumu.  Odunu kestim ama hamladım.
hanay İki vedaha çok katlı ev.  Hanay ardında sinnenmeç oynayalım.
hapaz İki avucun birleşimiyle oluşan büyüklük. İki hapaz çerez vedi.
haramarası(harım arası) 1.Sebze ve meyve bahçeleri arası2Köy önünde bir mevkii. Haramarasına gidiyon.
haşaş havlası(haşhaş helvası) Sürtülmüş haşhaş,şeker ve su ile yapılan tatlı.  Evela haşaş havlasını yiyelim.
havla(helva) Şeker,yağ,un,irmikle yapılan tatlı.    Ak havlanın topağı(tahin helvası)
heçinsemek Değer vermemek,umursamamak.  Yeyenin seni heçinseyo.
helik Duvar örerken araya sıkıştırılan ufak taşlar.  Buraya helik verin.
herif        =arapça 1.Adam. 2.Güven vermeyen.  Bizim herif sapıttı. Ulen herif,elden utan!
hınkırmak Burnunu temizlemek,sümkürmek.  Pençireden aşşağı hınkırdı.
hom (eskiden) Taştan yapılmış yuvarlak oyun aracı. Akşam hom oynadık.
horata Şaka.  Horata edeken işi azıtmışla.
horsa Hırs,sinir. Horsasını alıncaya gadar döydü.
hoşaf         =farsça Şekerli suda,bütün veya dilimlenerek kaynatılmış meyve,komposto.  Hoşafın suyunu bitirme.
hödük Kaba.  Ammada hödüğümüşün ha.
höpürdetmek Seslice içmek.  Çayı bi höpürdedişi vardı ki…..
höşmerim Süt,un ve tereyağı(sadeyağı)karşımıyla yapılıp kavrulunca şeker ekilen tatlı. Yayladan höşmerim gelecek.

Geri Dön